23 01 2012

Dev ırk...

Dev ırk... |  görsel 1

Hz.Adem'in boyu 60 metredir:Atlantis ve Devler     Atlantis ve Devler  Buhari'nin naklettiği bir hadise göre Hz.Adem'in boyu 60 zira idi. Aynı rivayette insanların boylarının gittikçe kısaldığı da anlatılmaktadır. Bu rivayete göre Hz.Adem'in boyu 40 m. civarında idi. Hz.Nuh tufandan önce 950 sene tebliğ görevini yürüttüğü Kuran'da açık bir şekilde ifade edilmektedir. Seylan adasında Müslümanların Adammala, "Adem Dağı" adını verdikleri, Portekizlilerin de "Picoli Adama" dedikleri çok meşhur bir dağ mevcuttur. İnsanoğlunun atasının cennetten "inişi" sırasında ilk defa buraya basmış olduğu rivayet edilir. Kocaman bir sağ ayak izi kayanın zirvesinde hep görülmektedir. Bu izin büyüklüğü için batılı bir seyyah, "Beş ayak üç parmak uzunluğunda ve iki ayak beş parmak ile iki ayak parmağı genişliğinde az derince bir çukur" demektedir. İslami rivayetlerde Hz.Adem'e atfedilen devasa boy ile orantılı olmuş olsa gerek. Çünkü bu rivayetlere göre Hz.Adem'in boyu o zaman o halde idi ki, başı göğe değiyor ve diğer ile denize basıyordu. Anadolu'da da birçok yerde dev mezarları bulunmaktadır. İstanbul'da Beykoz'da Yuşa Tepesi'nde bulunan bir mezarda, Yuşa Hazretleri adlı bir evliyanın yattığına inanılmaktadır. Mezar, 17 metre uzunluğunda ve 4 metre genişliğindedir. Eğer açılıp incelenirse içinden dev bir iskeletin çıkması çok doğaldır. Kadadokya bölgesinde, yani Nevşehir, Kırşehir ve Göreme civarında bu tür dev evliya mezarları vardır. Ayrıca mitolojisinin devleri olan Titanları da unutmamak gerekir. M.Ö. 440'da yaşayan Empadokles Sicilya adasında devlerin yaşadığından söz eder. 14. yüzyılda yazar Boccacio, yine Sicilya'da bir mağarada bu... Devamı

13 01 2012

Philadelphia Üniversitesi profesörlerinden Hilprecht, 1889-1900

Philadelphia Üniversitesi profesörlerinden Hilprecht, 1889-1900  |  görsel 1

  Philadelphia Üniversitesi profesörlerinden Hilprecht, 1889-1900 yılları arasında Mezopotamya'nın Niffer Vadisi'nde bir kazı yaptı. Bu arada topraktan çıkarılan önemli bir vesika, içeriğinin ne olduğu bilinmeyen çivi yazısı ile yazılmış diğer binlerce levha ile birlikte, kazı yapılan yerin sahibi olan Osmanlı Hükümeti'ne teslim edildi. 70 bin levhanın içine sıkışmış bulunan bu tarihi vesika; 58 yıl sonra, dünyaca ünlü Sümerolog Muazzez Çığ ve Hatice Kızılay tarafından ele alındı. Bu taş levha üzerindeki yazının ne anlam içerdiği çözülünce, uzmanlar hayretler içinde kaldılar. Çünkü bu taş levha, dünyanın ilk aşk mektubuydu. Hem de Sümer Medeniyeti'nin en büyük kral ve kraliçesinin aşkını anlatan bir mektup... Milattan önce 2300 2500 yılları arasında Mezopotamya'da yaşayan ve şahane bir güzelliğe sahip olan Enlil adında Sümerli bir rahibe, Kral Su-Sin'e aşıktı. Sümerlilerin yeni sene bayramında, tesadüfen kralın gözüne çarparak onunla evlenmeğe muvaffak oldu. Evlendiği gün de aşk ateşi ile, sevgilisi krala bir şiir yazdı. Gerçek sevginin sembolü olan şiir sarayda o kadar beğenildi ki, daha sonra o devrin en ünlü mûsıki üstadları tarafından bestelendi ve kısa zamanda halk arasına kadar yayılarak ebedîleşti... Aşkını taşlara kazıtan güzel rahibe Enlil, mektubunda şöyle yazıyor: Güveyi, kalbimin sevgilisi, Senin güzelliğin fazladır, bal gibi tatlı Beni büyüledin, Senin önünde titreyerek durayım, Güveyi, seni okşayayım, Benim kıymetli okşayışım baldan hoştur, Bağışla bana okşayışlarını, Benim beyim Tanrım, Benim beyim baygınlığım, Enlil'in kalbini memnun eden Su-Sin'im, Bağışla bana okşayışlarını. Güz... Devamı

13 01 2012

Muhteşem bir albüm. Haftalardır başka birşey dinleyemez oldum.

Muhteşem bir albüm. Haftalardır başka birşey dinleyemez oldum. |  görsel 1

Kaynak : silviainlove.blogcu.com Kaynak : silviainlove.blogcu.com Devamı

30 12 2011

Harun Yahya'dan sümerliler

Harun Yahya'dan sümerliler |  görsel 1

İleri Bir Medeniyet: Sümerler diye baslık atmıs yazısına Sümer'in eskiden daha cok ılgı cekmesı ve ıncelenmesı ne hos... Mezopotamya, Yunancada "nehirler arasında" anlamına gelir. Bu bölge, dünyadaki en verimli topraklardan biridir ve bu özelliğiyle büyük medeniyetlerin geliştiği bir bölge olmuştur. Bu toprakların güneyinde bulunan ve bugün Kuveyt ve Kuzey Suudi Arabistan olarak bilinen bölgeden çıkan bir grup insan, diğer topluluklardan farklı bir dil konuşuyor, şehirlerde oturuyor, hukuki düzene dayalı bir monarşi ile yönetiliyor ve yazıyı kullanıyorlardı. Bu toplum Sümerlerdi. MÖ 3000'den itibaren büyük şehir devletleri kurarak gittikçe genişlemiş, geniş kitleleri kontrol altına almışlardı.53 MÖ 2000'lerde Antik Yakın Doğu halklarının yayılması Sümerlerin kültürel alanları Sümerler MÖ 3000'den itibaren büyük şehir devletleri kurarak sürekli genişlemiş ve geniş kitleleri kontrol altına almışlardı. Sümerler ilerleyen tarihlerde, Akad toplumu tarafından yenilgiye uğratılarak kontrol altına alınmışlardır. Ancak Akadlar, Sümerlerin kültürünü, dinini, sanatını, hukukunu, yazısını, devlet yapısını ve edebiyatını benimseyerek, Mezopotamya uygarlığının devam etmesini sağlamışlardır.  Sümerler döneminde teknolojiden sanata, hukuktan edebiyata kadar tüm alanlarda önemli gelişmeler yaşanmıştır. Sümerlerin gelişmiş ticaretleri ve güçlü bir ekonomileri vardı. Tunç metalurjisi, tekerlekli araçlar, tekneler, heykeller ve anıtsal yapılar bu dönemdeki hızlı gelişimin günümüze ulaşan kanıtlarından birkaçıdır. Ayrıca Sümerlerin, günümüze kadar ulaşamamış olan birçok el sanatına da sahip olduğu bilinmektedir... Devamı

20 12 2011

mina..

Okur yazarlıkla, 4 yasında tanısmıs olup, onaltısına kadar müebbet uzunlukta ceza alarak, ömrünü okuyarak geçirmek en büyük ideali idi. Taa ki, okuduğu yerlerı gezebilme hürriyetine kavuşana kadar... Ressam, Jazz üstadı, Heykeltraş, İş adamı bir babanın kızı olarak ilk ödülünü almış oldu. Küçük yaşlarda, tevazu sahibi olmak ile şımarıklığı şahsına münhasır  şeklide harmanlayarak, garip karakterinin ilk  temelini atmış oldu. Bu çocuk ''cevher'' diyen büyüklerine rağmen yazık ki, bir şey olamadı.  Aşkı karşılıksızda olsa,  ilk kez lisede iken iken tarih öğretmeni ile tatdı , bale yaptı, buz hokeyi oynadı, fotograf cekti, piyanoya ise hayli gecikti. ... Hep arkeoloji okumak istedi lakin olmadı, mamafi küsmedi bir çok arkeolojik çalışmaya katıldı memleketi gezdi, 51 vilayetin 256 köyünü ... işte ''Sümer'' ile tanışması da bu döneme rastlar.  Bir gün ansızın ( Fas) Casablanca'da bir arkeolog ile  evleniverdi ... Halen İstanbul Üniversitesi'nde okumaya devam eder... Yanı sıra; İngilizce, Osmanlıca  konusmaya çalışır. Israrla, Sümerce ve Akadça öğrenme çabalarını sürdürür. Bir rivayete göre okudukça, ideallerinden uzaklaşır. Bu gunlerde ise gayrı ciddi alanlarda ki çalışmalarıyla çile doldurmaya devam ediyor. ... Devamı

27 12 2010

kraliçeden dizeler

izlenilmesi lazım gelenler.... Devamı

27 12 2010

kraliçe ...

bıkıp usanmadan izlenmesi lazım gelen bir 3 lü Devamı

27 12 2010

sümerler ve iyonlar

sümer medeniyeti Devamı

27 12 2010

sümerler ve iyonlar

sümer medeniyeti Devamı

28 11 2010

Sümer ve Düşündürdükleri...

ÖZDEĞİ BİÇİMLENDİREN MARDUK. Bulabildiğimiz ilk düşünce ürünlerine Sümerlerde rastlıyoruz. Bu ilk düşünceleri Sümer Tanrısı Marduk simgelemektedir. Sümer Tanrısı Marduk'un büyük önemi, bugün dünya uluslarını etkileyen üç büyük dine kaynaklık etmiş olmasıdır. Tevrat'la İncil'deki hikayelerin, kuralların kaynağını görmek isterseniz, İ.Ö. dördüncü bin yıla kadar inmeniz gerekecek. O zamanlar Dicle'yle Fırat nehirleri arasında (Mezopotamya) Sümerler diye adlandırılan bir kavim yaşıyordu. Sümerlerin birçok tanrıları arasında Marduk, maddeye biçim veren, ve deltayı yaratan tanrı sayılıyordu.Tevrat'la İncil'deki hikayelerin çoğu Sümer efsaneleridir. Bu efsanelere göre öteki tanrılar, Marduk'u, okyanus tanrısı Tiamat'la savaşmaya çağırdılar. Marduk, Tiamat'ı yendi ve denizlere sınırlar çekti. Tanrılara tapınan bir varlık bulunsun diye de balçıktan insanı yarattı. Sonraları insanlardan hoşnut kalmayan tanrılar, onları yok etmeyi kararlaştırdılar. Tanrı Ea, tanrılar kurulunun bu kararına karşı, çok sevdiği bir insan olan Ut-Napiştim'i kurtarmayı düşünür. Onun düşüne girerek bir gemi yapmasını fısıldar. Ut-Napişim, yaptığı geminin içine karısını, çocuklarını, işçilerini, hayvanlarını ve tohumlarını doldurur. Tufan başlamıştır, bütün insanlar boğulmuşlardır. Ut-Napiştim'in gemisi yüzmektedir. İnsanların boğulduğunu gören tanrılar, kuşkuya kapılmışlardır. Tanrılar kraliçesi olan İştar sızlanmaya başlamıştır: İnsan yeniden balçık oldu. Tanrılar kurulunun bu kararına katıldığım için ben de sorumluyum bundan... Fırtına, yedi gün sürdükten sonra kesilir: Ut-Napiştim, önce bir güvercin salıverir, güvercin... Devamı

28 10 2010

ask mı?

ask mı? |  görsel 1

Bir söz biliyorum Aşk'a dair; Cesareti olmayan aşkın geleceği olmazmış!  böyle midir? Ayagımızı yerden kesen aşk mıdır  güzel olan?   yoksa daha sağlam basacak kadar güvende hissettiren sevgi midir kıymetli olan?  Bir yanın yoksa Aşk,senin yalanındır....aşk'a sahip olmakla sahip çıkmak çok baska kavramlar mı?... Aşk insanın  yaşamak istediği mi, yaşamak zorunda kaldığı mı? Aşk'ı yaşayamamak sadece senden ötürüyse... adından yanından yanındakinden ötürüyse... Benim düşmanım olan adındır yalnızca Sen sensin, Montague olmasan da Hem Montague nedir ki ? Ne eli bir erkeğin Ne ayağı, ne kolu Ne yüzü, ne de başka bir parçası N'olur başka bir ad bul kendine.. Adın ne değeri var ki Şu gülün adı değişse bile Kokmaz mı aynı güzellikte? Romeo'nun adı olmasaydı, Kusursuzluğundan hiçbir şey kaybolmazdı Çok sevmektedir belki de ... yoruldum içinde saklanan sebep ... Belki korkmaktır sonrasından vazgeçememek ama korkmak.. seveceksen ölçülü sev ki sevgin uzun sürsün; cok hizli giden de cok yavas giden gibi gec varir hedefe yağmuru seviyorum diyorsun, yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun... güneşi seviyorum diyorsun, güneş açınca gölgeye kaçıyorsun... rüzgarı seviyorum diyorsun, rüzgar çıkınca pencereni kapatıyorsun... işte, bunun için korkuyorum; beni de sevdiğini söylüyorsun  Ve yorulur mu Aşk?  Ve saklanır mı bahanelerin ardına? Vazgeçtim bu dünyadan, tek ölüm paklar beni, Değmez, bu yangın yeri avuç açmağa değmez, Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini, Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz, Değil mi ki ayaklar altında insan onuru, ... Devamı

23 10 2010

Hz muhammed'in soyu ...

Hz muhammed'in soyu ... |  görsel 1

  Hz. Muhammed Türk Müdür? -   Ömer sağlam!ın bana son derece mantıklı gelen makalesını paylaşmak ıstıyorum.... hadı  aklımız karıssın bıraz! Hz. Muhammed’in Arap olmadığı kesindir. Zira onun soyu, aslında Arap olmamakla birlikte sonradan Araplaşan bir etnik kökene dayanmaktadır. Böyle olduğu için onun soyuna “Araplaşan Arap” ya da “Sonradan Araplaşan” anlamında “Arab-ı Müsta’ribe”, ya da “Arab-ı Mütearribe” denilmektedir. Bu görüş, hemen bütün bilimsel kaynakların benimsediği ortak bir görüştür(1). O zaman akıllara gelecek ilk soru “O halde Hz. Muhammed’in etnik kökeni nedir?” sorusudur. Bu soruyu Columbia Üniversitesi Eski öğretim üyelerinden Ord. Prof. Dr. Reha Oğuz Türkkan ve eski bakanlardan Namık Kemal Zeybek’e sorarsanız hiç düşünmeden “TÜRKTÜR” cevabını alırsınız. Çünkü her ikisi de bu konudaki görüşlerini Türk ve Dünya kamuoyu ile paylaşmış durumdalar. Adı geçenler, bu konudaki görüşlerini genelde Hz. İbrahim’in Sümerli, Sümerlerin de Türk olmasına dayandırmaktadırlar. Namık Kemal Zeybek, bu konudaki görüşünü “Halka ve Olaylara Tercüman” gazetesinin 6.2.2005 tarihli sayısında bulunan “Hazreti İbrahim Sümerli mi?” başlıklı yazısında net bir şekilde ortaya koymuştur. Söz konusu yazısında şöyle diyor Namık Kemal Zeybek; “...En yüce insan olan Hazreti Muhammed, Hazreti İbrahim’in oğlu Hazreti İsmail’in soyundandır. Hazreti İbrahim, bir Sümerlidir... Sümerler Türk’t&u... Devamı

17 10 2010

en sevgili insandır, adı aşktır... aşk-ı şems'dir

en sevgili insandır, adı aşktır... aşk-ı şems'dir  |  görsel 1
en sevgili insandır, adı aşktır... aşk-ı şems'dir  |  görsel 2

    VİKİPEDİA, Şems-i Tebrizi (شمس تبریزی), Tebriz'de 1185 yılında dünyaya gelmiştir.Melik Dad oğlu Ali adında bir zatın oğludur ve "Şemseddin" yani dinin güneşi lâkabıyla anılmıştır. Daha küçük yaşlarda, manevi ilimleri tahsilde gösterdiği kabiliyetle dikkat çeken Şems, din ilimleri tahsilden sonra, genç yaşlarında Tebrizli Ebubekir Sellaf'a mürid olmuş, ününü duyduğu bütün meşhur şeyhlerden feyz almaya çalışmış ve bu sebeple diyar diyar dolaşmıştır. Bu gezginliğinden dolayı kendisine “Şemseddin Perende” (uçan Şemseddin) denilmiş, ayrıca Tebriz’de tarikat pîrleri ve hakikat arifleri ona Kâmil-i Tebrizi adını vermişlerdir. Daha sonraları Secaslı Şeyh Rukneddin, Tebrizli Selahaddin Mahmut ile mutasavvıf Necmüddin Kübra’nın halifelerinden Centli Baba Kemal'e intisap ederek onlardan feyz almıştır. Muhammed'in ahlakını örnek alan Şemseddin-i Tebrizi, devamlı bir arayış içerisinde olmuş, manevî bir işaret üzerine de Mevlana'yı arayıp bulmuştur. Dünyaya, kılık ve kıyafete önem vermeyen Şems, Mevlana ile üç-üçbuçuk yıl süren beraberliği neticesinde onun hayatında yeni ufukların açılmasına vesile olmuş, onu ilahî aşkın potasında eriterek, kâmil bir Hak aşığı yapmaya muvaffak olmuştur. Şems-i Tebrizi Şam'a döndüğünde, Mevlana Celaleddin için onun yokluğu dayanılmazdır. Şems'in varlığını kabullenememiş kimseler, Mevlana Celaleddin'e ileri geri laflar etmişlerdir. Mevlana'nın bu kimselerden birine verdiği cevap şöyledir: "Onun ışığı vurmazdan önce ölü bir nakıştım sadece taş duvarlarınızda. O, elindeki yay ile vurmazdan önce tellerime; hep aynı nameyi çalıp söyleyen, kendi sesine yabancı bir kuru rebaptım. ... Devamı

17 10 2010

kudreti Konyadır pir-i aşkın ilahisini bulmakta

kudreti Konyadır pir-i aşkın ilahisini bulmakta |  görsel 1

yine fazla kaptırdım kendımı kıtaplara bu aralar, özellikle tasavvufa merak sardıgım su donemde mevlana ve şems ilişkisini aşk dıye aranan tanrıya ulaşma gayesini yukarılara el açmadan evvel, tanrıyı önce börtüde böcekte sonra insanda bulmayı ....bakmaya değil görmeye çalışır oldum nicedir... AŞK'ı bu sebeple önce MEVLANADAN BAŞLAYALIM sonra uzanırız  bir yerden bulduğu Aşk'a........ doğru olsa gerek; Konya'da alınan nefes ile kalbe giren aşk kutsallaşır bitmez imiş   Bir şeb-i aruz sonrası, "Yabancı değil, sizin köyün halkından Bir dostum, semtinizde bir yer arayan!. Düşman da görünse çehrem, olamam düşman, Acemce söylesem de Türküm aslen." Diyen ve bir Türk mutasavvıfı olan Mevlana Celaleddin-i Rumi yi bir nebze olsun tanıyabilmek ,düşüncelerini anlayabilmek için öncelikle onun yaşamış olduğu zaman dilimini, bu zaman içinde yaşadığı hayatı, hayatındaki safhaları bu safhalarda verip aldıklarını, kısaca gözden geçirmenin uygun olacağı inancındayım. İlk olarak MEVLANA sıfatı üzerinde durmak istiyorum. Mevlana Arapça da MEVLA'dan anlamına gelen ve sarıklı ulemaya hitap da kullanılan bir kelimedir. Bir çok mevlana mevcuttur. Ancak Celaleddin-i Rumi ile bu sıfat o kadar iç içedir ki MEVLANA denilince cümlemizin aklına Celaleddin-i Rumi gelmektedir. Doğum tarihi bir miktar tartışmalı ise de genellikle kabul edilen; 1207 tarihinde HORASAN'ın BELH şehrinde doğmuş olduğunu söyleyebiliriz. Onun doğduğu ve büyüdüğü tarihlerde dünyanın yaşadığımız bölgesi ve yakın çevresi büyük bir istikrarsızlığı yaşamaktadır. MOĞOL istilası insanlarda korku ve güvensizlik dolu bir yaşam tarzı geliştirmiş, göç, sürgün ve ümitsizlik bu ta... Devamı

20 08 2010

medusa!

medusa! |  görsel 1
medusa! |  görsel 2

  Bu yıl Sultanahmet'te hiç birşey yok, öyle ramazan duygusallığına malesef kapılamadım. biraz türbe biraz sema bundan ibaretti üzüldüm çok, Medusa'ya geçtik Setüstüne inerken sevgilim bana Medusa'nın hikayesini sorduğunda çok şaşırdım, sonra kendime daha bi saşırdım sanki herkes bilmeliymiş gibi yunan mitolojisini  neyse başladım anlatmaya Zeustan, Pegasusa kadar.....   ENGİN KÜLTÜR DAĞARCIĞIMLA BİR İLİM İRFAN SAHİBİ İNSAN DAHA YETİŞİYOR HAYIRLI OLSUN MEMLEKETİME!:)       ZEUS BAS KRAL TANRI ATHENA: ZEKA SANAT BARIŞ TANRICASI Poseidon:  DENİZ DEPREM TANRISI     Medusa Kainatın, Tanrılar tarafından bölüşüldüğü çağlarda, Medusa adında güzelliğiyle herkesi kıskandıran, aynı zamanda bütün tanrıları kendisine aşık eden bir kız yaşarmış. Medusa o kadar güzel bir kızmış ki yeryüzünde güzelliğiyle ona rakip olabilecek başka bir kadın bulmak mümkün değilmiş. Bu yüzden derlermiş ki, yeryüzünde bütün kadınlar bu güzelliği yüzünden Medusa'yı kıskanırmış. İşte bu güzel Medusa kendisine Tanrılara adamış ve iki kız kardeşi ile birlikte baş Tanrı Zeus'un en sevdiği kızı zeka Tanrıçası Athena'ya ait bir tapınakta yaşarmış. Phorkus ve Keto'nun kızları olan bu üç kız kardeşten Medusa'nın haricinde diğer ikisi ölümsüzmüş. Kendi tapınağında yaşayan bu güzel kızı gören Athena da kızın güzelliğinden etkilenmiş ama kendisini daha güzel ve çok daha zeki bulduğu için de pek fazla önemsememiş. Athena, Baştanrı Zeus'un kardeşi olan denizlerin efendisi büyük Poseidon ile birlikteymiş. Güçlü ve ölümsüz... Devamı

17 05 2010

Küçük cezveler köşe bucak gezmeye...

Küçük cezveler köşe bucak gezmeye... |  görsel 1

aylık gezilerimizi buradan da takip eden üyeler için yayınlıyoruz... 23/Mayıs/10 saat:10.00 ücret:20 tl MÜZELERE DEVAM, gidip dolaşıp bön bön bakan, nerde oldugunu bilip, neden oldugunu bir türlü öğrenemeyen aylak aylak yürüyüp, çıkan hatta diğer gezi kafilelerinin rehberlerinden çaktırmadan istifade etmeye çalışanlardasanız .... TOPKAPI SARAYI VE TÜRBELERE DEVAM EDİYORUZ BUYRUN GELİN EFENİM   ''KİM YAPMIŞ NEDEN YAPMIŞ KİMLER YAŞAMIŞ YAŞAMIŞTA NE OLMUŞ VE DAHA BİR SÜRÜ GARİP DETAYLA KARŞINIZDAYIM ...  '' engin tecrübemizden lütfen istifade ediniz:) MİNADEMİROGLU &NURŞİN DEĞERBİLİR   Devamı

30 04 2010

RUSYA MİMARİSİNİ KİM SEVER PEK MERAK EDİYORUM!

VLADIMIR Golden Ring'in ilk şehri. Moskova'nın 179 km kuzey doğusunda olup Nizhniy Novgorod'a giden tren yolu üzerinde. Bu eski Rus şehri 12. yüzyılda Rusya'nın başkenti. Aşağıdaki eserlerin soldan sağa isimleri : Golden Gate, The Assumption Cathedral, The Cathedral of Saint Demetrios BOGOLYUBOVO Vladimir'in 10 km kuzeybatısında olan bu Bogolyubovo çok küçük bir yerleşim yeri. Resimler soldan sağa: The Church of the Intercession on the river Nerl , The Bogolyubovo Convent. The ensemble of Prince Castle SUZDAL Suzdal, Vladimir'in 38 km kuzeyinde olup Rusya'nın en eski kasabalarından ve Rus ortodoks dininin merkezlerinden biri olan sakin bir kasaba. Eski mimari yapıları korumak için resmi olarak korunuyor ve endüstriden uzak tutuluyor. Burada etrafta gezinti yapabilir, Kremlin'i, manastırları, kiliseleri ziyaret edebilir, Rus krebi blini yenilebilir.   KIDEKSHA Suzdal'ın 4km kuzeyinde bulunan eski bir yerleşim yeri. Adı ilk defa 13.yüzyıl tarih kitaplarında geçer. Kideksha, Kuzey Rusya'nın en zenginlerinden olan Suzdal Düklüğünün sanat e el sanaları merkezlerinden biri. Church of SS. Bu köy mimarisi ile Rus tarihini temsil eder. Kuzeybatı Rusya'nın ilk taş kilisesi burada. Resimler: Boris and Gleb, The Sacred Gates IVANOVO Suzdal ve Kostroma arasında büyük bir endüstri şehri ve Rusya'nın en önemli tekstil merkezlerinden biri. Bu ilginç şehirde mimari yapılar koruma altında. En iyi ahşapların, mermerlerin, bronzların kullanıldığı konaklar görülmeye değer. Burada yapılan kumaşlar özellikle patıska dünyaca ünlü(ymüş). Ivanovo Rusya'nın bilinen sanat merkezlerinden biri olup minyatür ve ikon boyamacılığının okulu olan eski köylerden Palekh ve Khol... Devamı

29 04 2010

O büyük adam!

bir kaç haftadır bildiğim lakin bu aralar daha da anlamlı gelen bu şiiri sıklıkla  okuyor bu sebeple de paylaşıyorum umarım aynıkeyfi alırsınız...       BÜYÜK İSTİFHAM ÜZERİNDE 1. şimdi sen olsan... ilk sonbahar yağmuruyla oturduk hayli dertleştik ben camın önündeydim o arkasındaydı sen izmir taraflarında uzakça bir yerdeydin dünden bugüne çektiklerin eksilmedi dedi yağmur bana eksilmeyecek dedi bugünden yarına bir hiçliğin koynunda istifham gibi büyüyeceksin sual sorduğun herşey senden sual soracak bitirdim sandığın vakit başladığını göreceksın yağmurun altında insanlar biçimsizdiler şimdi sen olsan ortalık şenlenecekti sanki birdenbire ışıklar yanacaktı oysa ben içimdeki kandili söndürecektim 2. gözlerimi kapasam gözlerimi kapasam akşam bir karanlığın dibinden gözlerin ağzıma bakıyorlar ellerimi yüzümü yıldızlarla yıkayorum saçların boynuma sarılıyorlar gözlerimi kapasam sen boylu boyunca yanıbaşımdasın dişlerinin arasında bembeyaz bir nilüfer alevleri bile öpebilirmiş gibi güçlü ve gururlu ağzın beni öptüğün zaman erkek seni öptüğüm zaman kadın yanıbaşımdasın gözlerimi kapasam senin için bir mısra tasarlasam bir renk düşünsem başımı senin dizine koyduğumu uyuduğumu düşünsem çocuğunmuşum gibi saçlarımı okşadığını kocanmışım gibi yakama çiçek taktığını bir yağmur şehrin bütün seslerini öldürse sen ve ben günün yirmi dört saatını öldürsek boğazlasak ellerin göğsüme girse avuçlayıp kalbimi koparsa sımsıcak ben senin kanına girsem kalbine kurulup otursam ... Devamı

29 04 2010

I'm back!

Bir süredir  yazık ki aranızda bulunamıyordum,  yoğun  iş temposuna zorunlu olarak kapılıp kapitalist dünyanın hırslar ve entirikalar ile bezenmiş zorlu yollarından  hasarsız bir biçimde çıkmış bulunmaktayım (lakin, bu satırları okurken Rocky Balboa Eye Of The Tiger 'ı mırıldanır iseniz sevinirim.)  Ancak bu yoğunluğun hayatıma bir takım artıları oldu. Öncelikle  ''VE TANRI MUZLU SÜTÜ YARATTI' her sabah kuzguncuk iskelesine doğru yürürken  bir muzlu süt (50 kuruş olanlardan ) bir de  dilim pastanesinin eşsiz lezzetleri ile günlere başladım. O sebeple ılk yazım, KUZGUNCUK olsun istedim... kuzguncuk severler ne çokmuş pek memnun oldum. ayrıca belirtmekte fayda görüyorum hoşgeldin, özlemişiz gibi mesajlarınızı okuyunca büründüğüm manasız bir şımarıklıktan yazıyorum bu paragrafı sanırım... neyse,  RUSYA'ya gittim ardından iş dolayısıyla,  bundan sonraki bir kaç yazım bu sebepten Rusya ile ilgili olacak.  Dehşete düşürecek sevimsizlikteki mimarisi  tarihimizi değiştiren kadınları ile rusya tarihine başlıyoruz efenim, hayırlısı bakalım! Devamı

29 04 2010

en büyük lale III. ahmet

 en büyük lale III. ahmet  |  görsel 1

Lâle Devri, (Osmanlı Türkçesi: لاله دورى) Osmanlı Devleti'nde, 1718 yılında Avusturya ile imzalanan Pasarofça Antlaşması ile başlayıp, 1730 yılındaki Patrona Halil İsyanı ile sona eren dönemdir. Bu dönemin padişahı III. Ahmet, sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'dır. Zevk ve sefâ devri olarak bilinir. Adını, o dönemde İstanbul'da yetiştirilen ve zamanla ünü dünyaya yayılan lale çiçeklerinden alır. Bu dönem gerileme dönemine dahil olmaktadır. Nedim, Lâle Devri'nin günlük hayatını ve İstanbul'un tasvirini aşağıdaki unutulmaz mısralarla yapmıştır:   “ Bu sehri İstanbul kî, bî misl ü behâdir; Bir sengine yekpare Acem mülki fedadir. Bazari hüner madeni ilm ü ulemadir. ”   İnce ve hassas bir ruha sahip olan Sultan III. Ahmet, sadrazam Damat İbrahim Paşa ile uyum içerisinde çalışmış, bu sırada yaşanan Lâle Devri'nde sanata, edebiyata ve toplumsal hayata özgün bir anlayış getirilmişti. Sultan III. Ahmet, Topkapı Sarayı ile Yeni Câmii'de birer kütüphane, Ayasofya'da Bâb-ı Humâyun'un karşısında Türk sanat şaheserlerinden sayılan Sultan Üçüncü Ahmet Çeşmesi ve İstanbul'un su ihtiyacını karşılamak amacıyla da Deryayi Sim adlı bir su bendi inşa ettirmiştir. Bunlardan başka Üsküdar Yeni Vâlide Câmii, Çorlulu Ali Paşa Medresesi, Damat İbrahim Paşa Camii ve Külliyesi, İstanbul'da Yeni Postane arkasında Daarül Hadis ve Sebil, Ortaköy Camii önündeki çeşme, Üsküdar Şemsi Paşa'da Hüsrev Ağa Camii önündeki çeşme ve Çubuklu Camii yanındaki Mesire Çeşmesi gibi eserler ... Devamı

24 04 2010

kuzguncuk'lu olmak bır ayrıcalıktır efenim!

kuzguncuk'lu olmak bır ayrıcalıktır efenim! |  görsel 1

  ISTE BURASI KUZGUNCUK BILMEYENLER ICIN ANLATAYIM,BURASI 1. BOGAZ KOPRUSUNUN ANADOLU TARAFINDA KALAN KUCUK BIR SEMT, USKUDARA BAGLI OLUP BEYLERBEYININ YANINDADIR Kuzguncuk, Anadolu yakasinda, uskudar ile Beylerbeyi arasinda bulunmaktadir. Bogazici'ne acilan bir vadi icindedir. Bir goruse gore, Kuzguncuk adinin, koyun eski ismi olan Kosinitza'nin bozuk bir sekli oldugunu, Evliya celebi'ye gore ise, Fatih zamaninda Kuzguncuga yerlesmis "Kuzgun baba" isimli bir kisiden alindigidir. 17yy. kaynaklarina gore Kuzguncuk bir Musevi koyu olarak anilmaktadir. Museviler kuzguncuk'u kudus topragina bitisik saydiklarindan, buraya cok onem verirler ve vaat edilmis topraklara gidemeyenleri Kuzguncuk Musevi Mezarligina defnetmeyi tercih ederlermis. Ayni tarihlerde burada, Rumlarin da oturdugu bilinmektedir. Ermeniler ise, 18yy.'da yerlesmeye baslarlar. 1855 yilinda kurulan sirket-i Hayriyye'nin burada da bir iskelesi vardir. Bu iskele bugun de islemektedir. 20yy.ortalarindan itibaren Kuzguncukta turkler de cogalmaya baslamistir. bugun Kuzguncukta, bir camii, bir mescit, iki Rum Ortodoks, bir Ermeni kilisesi,biri harap iki hamam bulunmaktadir. Pek cok tarihi evle birlikte Pembe Yali ve eskiden bu yaliya ait olan unlu Fethi Pasa Korusu da buradadir. Kuzguncukta bir musluman Mezarligi, bir Rum Mezarligi (Marko Pasa da burada gomulmustur), bir Musevi Mezarligi vardir.     1. Pembe Yali ( Fethi Pasa Yalisi ) 2. Tarihi Iskele cesmesi 3. Ismet Baba Lokantasi 4.cinaralti 5. Kuzguncuk Iskelesi 6. K... Devamı

23 03 2010

Hayat akıp gıdıyor, tekerrür ede ede!

zaman ne cabuk gecıyor... planlar değişiyor, hayaller suya düşüyor, beklentiler hayalkırıklıgına dönüşüyor, daha az ağlıyor, daha çok yalan söylüyor, daha cok susuyor... daha cabuk vazgeciyor, daha cok korkuyor... günler daha uzun gecerken tadı bır o kadar azalıyor, daha çok izliyor daha çok silikleşiyor... sukuneti meziyetten sayıyor, mecalsizliğini görmezden geliyor.. daha az dua ediyor, daha çok inanıyor mucizeye daha cok kıskanıyor, daha az düşlüyor daha cok yavaslıyor daha cok geçmiş zaman kullanıyor daha cok yoruluyor daha az tahammül gösteriyor daha az uyuyor, daha cok ruya görüyor daha az değer veriyor, daha cok özlüyor daha az acıyor, daha cok agrıyor daha az bılıyor kımın gelecegını, daha cok bılıyor ne zaman gıdecegını zaman ne cabuk gecıyor, hayat nasıl elınden kayıp gıdıyor... Devamı

13 03 2010

İSTANBUL'a aşık eyleyenler...

İSTANBUL'a aşık eyleyenler... |  görsel 1
İSTANBUL'a aşık eyleyenler... |  görsel 2

        Meremetçi Bali Kalfa                                                                                                                   Sogome   Krikor Balyan (1764-1831)   Senekerim Balyan (1768-1833)   ... Devamı

13 03 2010

SÜMERİN ARDINDAN...

Akadlar (M.Ö. 4000 - M.Ö. 2100), M.Ö. 4 binde Arap Yarımada'sından Mezopotamya'ya ilk gelen ve yerleşen Sami asıllı bir kavimdir. Akad kralı Sargon Sümerleri yenmiş ve bu devleti kurmuştur. Devletin başkenti Akad'dır. İlk düzenli ordu sistemini kurmuşlardır. Sümerliler'in kuzeyinde, Fırat Nehri boylarında tarihte ilk bilinen imparatorluğu kurdular. Sümer kültüründen etkilendiler ve bu kültürü Ön Asya'ya yaydılar. Sargon'un ölümünden sonra devlet zayıfladı ve Sümerliler tarafından ortadan kaldırıldı (M.Ö. 2100). Sami kökenli bir halk olan Akadlar (veya Akkadlar) 3. binyılın ortalarında yaklaşık iki yüzyıl boyunca Mezopotamya'da hüküm sürmüştürler. Bütün Mezopotamya'yı egemenlikleri altına alan ilk topluluk oldukları gibi idarecileri önceki Kent Kralı imgesinin yerine Evrenin Kralı simgesini ortaya çıkarmışlardır. Bu kavramı belki de ilk kullanan topluluk olarak Akadlar kültürel anlamda Sümerlerin mirasçılarıdırlar ve Sümer kültürünü büyük oranda benimsemiştirler. Akad sülalesinin kurucusu Sargon ve torunu Naram-Sin Akad İmparatorluğunun en önemli liderleri olmuşlardır. Akadların zayıflama döneminde Sümer kentleri tekrar egemenliklerini elde etmiş ve 3. Ur Sülalesi'nin Mezopotamya'daki yükselişiyle birlikte Akadların dönemi son bulmuştur Kuzey Mezopotamya'dan güneye doğru genişleyen Sami halkının yerleşim yerleri, Sümer şehirlerine kadar dayanmıştır. Hatta birçok şehirde, Samiler ücretli asker olarak Sümer ordularında yeralmışlardır. Sümer tarihinde çok önemli bir yer alan Kiş şehrinin sarayında kral Urzababa'nın baş muhasebecisi olan ve Sami halkına mensup olan Sargon, M.Ö. 2350 yılında bir savaştan yenik d&ou... Devamı

13 03 2010

İLK TERÖRİST, HAYYAM ASIĞI BİR İLİM İRFAN İNSANI

İLK TERÖRİST, HAYYAM ASIĞI BİR İLİM İRFAN İNSANI |  görsel 1

        Amin Maaluf okuyanlar bilir, Kendisi pek kıymetli sayılmaz, lakin idealist kişiliği ile benim takdirimi kazanmıştır:)   İran'da Kum kentinde dünyaya gelmiştir. Zamanın önde gelen okullarında okuma şansı bulmuştur. Ailesiyle birlikte Rey şehrine gittiğinde burada Şii inancının önderleriyle temas etmiş ve Şiiliği benimsemiştir. Dini çalışmalarını geliştirmek için Fatimiler'in hakim olduğu Kahire'ye gitmiştir. İran'a döndüğünde Selçuklu sarayında yüksek bir memuriyetle işe başlayacaktır.Bazı iddialara göre onun aklında daima padişahlık vardır. O padişahlık uğuruna doğup büyüdüğü toprakların bağlı bulunduğu Büyük Selçuklu Devleti'ni yıkıp sultan olmak istemiştir.Bu dönemde ünlü yönetici Nizamülmülk'ün emrinde çalışmaya başlamıştır. Bazı iddialara göre Nizamülmülk, Ömer Hayyam ve Hasan Sabbah birlikte aynı dönemlerde öğrencidirler ve kim hayatta en çabuk yükselirse diğerlerine yardım edecektir. Bu efsanenin doğruluğuna dair bir bilgi bulunmamaktadır.Çünkü Nizamülmülk ile Hasan Sabbah arasında yaklaşık 40 yıllık yaş farkı vardır. Bundan sonra kesin olarak bilenen ise Hasan Sabbah'ın yoğun dini çalışmalarından sonra örgütlenmeye başladığı ve Alamut kalesini ele geçirip burada üslenmesidir. Sabbah'ın Alamut'u ele geçirişinden de Semerkant (roman)'da bahsedilir.Romanda bunun İsmaililerin kaynaklarında yazdığı belirtilir.Sabbah önce Alamut'ta İsmailiyeliği yayar.Sonra da kaleye gelir ve komutana kaleyi teslim etmesini,kaledeki askerlerin kendi safına geçtiğini söyler.Komutan kalenin kendisine sultan adına verildiğini ve bunun karşılığında üç bin altın dinar ödediğini söyler.Hasan Sabbah ... Devamı

13 03 2010

Anmadan Geçmeyelim, Mevlanayı Mevlana Eden ŞEMS-TEBRİZ

Şems-i Tebrizi (شمس تبریزی), Tebriz'de 1185 yılında dünyaya gelmiştir.Melik Dad oğlu Ali adında bir zatın oğludur ve "Şemseddin" yani dinin güneşi lâkabıyla anılmıştır. Daha küçük yaşlarda, manevi ilimleri tahsilde gösterdiği kabiliyetle dikkat çeken Şems, din ilimleri tahsilden sonra, genç yaşlarında Tebrizli Ebubekir Sellaf'a mürid olmuş, ününü duyduğu bütün meşhur şeyhlerden feyz almaya çalışmış ve bu sebeple diyar diyar dolaşmıştır. Bu gezginliğinden dolayı kendisine “Şemseddin Perende” (uçan Şemseddin) denilmiş, ayrıca Tebriz’de tarikat pîrleri ve hakikat arifleri ona Kâmil-i Tebrizi adını vermişlerdir. Daha sonraları Secaslı Şeyh Rukneddin, Tebrizli Selahaddin Mahmut ile mutasavvıf Necmüddin Kübra’nın halifelerinden Centli Baba Kemal'e intisap ederek onlardan feyz almıştır. Muhammed'in ahlakını örnek alan Şemseddin-i Tebrizi, devamlı bir arayış içerisinde olmuş, manevî bir işaret üzerine de Mevlana'yı arayıp bulmuştur. Dünyaya, kılık ve kıyafete önem vermeyen Şems, Mevlana ile üç-üçbuçuk yıl süren beraberliği neticesinde onun hayatında yeni ufukların açılmasına vesile olmuş, onu ilahî aşkın potasında eriterek, kâmil bir Hak aşığı yapmaya muvaffak olmuştur. Şems-i Tebrizi Şam'a döndüğünde, Mevlana Celaleddin için onun yokluğu dayanılmazdır. Şems'in varlığını kabullenememiş kimseler, Mevlana Celaleddin'e ileri geri laflar etmişlerdir. Mevlana'nın bu kimselerden birine verdiği cevap şöyledir:"Onun ışığı vurmazdan önce ölü bir nakıştım sadece taş duvarlarınızda. O, elindeki yay ile vurmazdan önce tellerime; hep aynı nameyi çalıp söyleyen, kendi sesine yabancı bir kuru rebaptım. Ben onun avucunda bağlar, bahçeler ... Devamı

13 03 2010

USTUN DEVLET OSMANLI

USTUN DEVLET OSMANLI |  görsel 1

Acaba kaç kişi bilir osmanlının sınırlarını,  yıne yalandan oylesıne ıste ced sevdamızda, Osman'lının biraz bilinmeyenlerine bakalım,         ***600 yıllık Osmanlı Devletin de, çoğu zaman zenginlerin zekat ve sadaka verecek fakir insan bulamadıklarını biliyor muydunuz?.. ***Osmanlı Devletin de adeletin en temel prensip olduğunu ve Fatih Sultan Mehmet Han'ın, bir yahudi tüccarın kolunu haksız yere kestirdiği için, aynı cezaya mahkum olduğunu ve son anda tacirin bu hakkından vaz geçmesi sonucu kolunu kesilmekten kurtarabildiğini biliyor muydunuz?.. ***Osmanlı Devletinin küçük bir beylikten, 10 milyon km kare genişliğinde bir toprak büyüklüğüne ulaştığını biliyor muydunuz?.. ***Osmanlı da örf ve adet kelimesinin hayat nizamı yerine kullanıldığını, ve herşeyin edep ve adap çerçevesinde yapıldığını biliyor muydunuz?.. ***Bulunduğumuz toprakların Osmanlı toprakları olduğunu ve kurtuluş savaşımızın yine Osmanlı Devletinin desteği ile başladığını biliyor muydunuz?.. ***Osmanlı Devletinin fetih yaptığı hiç bir bölgede kadın, çocuk, yaşlı ve kendisine karşı savaşmayan hiç bir kimsenin kılına bile zarar vermediğini biliyor muydunuz?.. ***600 Yıllık devlet hayatı boyunca, hiç bir vatandaşının inancına karışmadığını ve herkesi kendi inancında özgür bıraktığını biliyor muydunuz?.. ***2. Abdülhamid Han'ın, o gün Osmanlı toprağı olan, bugün işgal altındaki Filistin topraklarını satın almak isteyen ve bunun karşılığında tüm Osmanlı Devletinin borçlarını ödemeyi taahhüt eden Yahudilere bu toprakları satmadığını biliyor muydunuz?.. ***Ardından gelen ve 2. Abdülhamid Han'ın tahtan indirilmesine sebep olan 31 Mart ayaklanmasının bir çapulcu ayaklanması olduğunu ve işi organize edenlerin içinde Yahudi... Devamı

13 03 2010

ahh şu asil fransızlar,

ahh  şu asil fransızlar, |  görsel 1

OSMANLI'DA YAŞANMIŞ BİR OLAY İşte Osmanlı ... 19.yüzyılda Almanya nın Mülhaym şehrindeki Ren nehrinin bir yakasında Almanlar, öbür yakasında da Fransızlar oturuyordu. Fransızlar, her sene nehrin Almanlar'daki kısmına geçip mahsulün tümünü toplayıp götürüyorlardı. O sıralar, birliğini temin edemeyen güçsüz Almanlar ise buna fazla ses çıkaramıyorlardı tabiî. Her sene böyle olunca çareyi Osmanlı Sultanına durumu yazıp, imdat istemekte bulurlar. Mektupta şöyle denmektedir: "Fransızlar her sene bize zulmediyor, mahsulümüzü elimizden alıyorlar. Siz ki, dünyaya adalet dağıtan bir imparatorluğun sultanı, İslamiyet'in de halifesisiniz. Bizi şu zulümden kurtarın. Asker gönderin. Ürünlerimizi bu sene olsun toplama imkanı sağlayın." Çöküş faslına girildiği bir zamana denk gelen yardım isteğini inceleyen padişah asker göndermeyi mümkün ve gerekli görmez; yalnızca asker elbisesi göndermeyi kâfi bulur ve cevabı bir mektupla beraber içi askeri elbise dolu üç çuval yollanır. Şaşkına dönen Almanlar, çuvalı alıp mektubu okurlar: "Fransızlar korkak ademlerdir. Onlara yeniçeri göndermemize gerek yoktur. Yeniçerimizin kıyafetini görmeleri kâfidir." Çuval içindeki Osmanlı askerinin elbiselerini adamlarınıza giydirin. Mahsul zamanı, nehrin görülecek yerlerınde dolaştırın. Karşıdan gören Fransızlar için bu kâfidir." Bağ bahçe sahipleri hemen Osmanlı askerinin kıyafetini kapışırlar. Hasat vakti büyük bir heyecanla yeniçeri kıyafetinde, nehir kıyısında dolaşmaya başlarlar. Ertesi gün, karşıdan gelen haber, Almanlar'ın sevin&ccedi... Devamı